Listing Type: Yer

Robert Kolej 1863 yılında Dr. Cyrus Hamlin tarafından kurulduğunda, kütüphanenin ilk kitapları olan Harvard Üniversitesi’nin 200 kitaplık bağışı Bebek’te eski bir binaya yerleştirilerek Kütüphane’nin ilk temelleri atılmıştır. Daha sonra Dr. Hamlin tarafından işe alınan ilk iki profesörden biri olan Rev. Henry Albert Schauffer’ın toplam $2.000’lık kitap alımıyla geliştirilen koleksiyonun kitap sayısı, Kolej 1871 yılında şimdiki kampüse taşındığında 5.000’e ulaşmış, kitaplar da Hamlin Hall’e yerleştirilmiştir. 1897 yılında Kaspar Tüygil, Robert Koleji’nden mezun olduğunda Başkan Calep Gates tarafından kütüphaneci olarak atanmış ve 55 yıl bu görevi yapmıştır. Kaspar Tüygil, 1892 yılında yapılmış olan Albert Long Hall binasının birinci katını kütüphane olarak açmış, fakülte odalarında ve diğer binalarda dağınık olan kitapları da toplayarak ilk defa kayıt, kataloglama ve ödünç işlemlerini başlatmıştır. 1920 yıllarından itibaren artan kitap sayısı nedeniyle bu mekanda da yetersiz kalmış, 1931 yılının baharında kütüphane binası olarak yapımına başlanan Van Millingen Hall binası 1932 yılında tamamlanmıştır.

İtalyan Rönesans stilinde tasarlanmış ve avlunun etrafındaki diğer kolej binaları gibi aynı mavi kireç taşından inşa edilmiş olan Van Millingen Hall’ün dış duvarları beton yerine çelik çerçevelerle desteklenmiştir. Kampüs meydanı etrafındaki binaların seviyesinde önden iki kat ve girişin altında yer alan 3 katla birlikte toplam 5 kat olarak inşa edilen bina $75.000’a mâl olmuş, bu paranın yarısı en son Mütevelli Heyeti yönetim kurulu başkanının dul eşi Mrs. John S. Kennedy tarafından bağışlanmıştır.

Kütüphane binasına adı verilmiş olan ve İstanbul’un Bizans anıtları hakkında kitaplarıyla ünlenmiş Alexander Van Millingen (1840-1915), Robert kolejinde tarih profesörü olarak görev yapmıştır (1878-1915). Profesör Van Millingen öldüğünde tüm kitaplarının ve 1.000 İngiliz Lirasının kütüphaneye bırakılmasını vasiyet etmiştir. Van Millingen’in kitapları Yakın Doğu Koleksiyonu’nun temelini oluşturmuştur. Başlangıçta yalnızca Kütüphane binası olarak inşa edilmiş Van Millingen Hall binası, Robert Kolej’in müdürünün ofisi olarak ve fakülte toplantıları için de kullanılmış, 1960’ların başına kadar da kütüphanenin ana okuma odası olarak hizmet vermiştir. Kaspar Tüygil’in göreve geldiğinde birkaç bin olan ve 1952 yılına kadar 40.000’e ulaştırdığı kitap sayısı, 1971 yılında Boğaziçi Üniversitesi kurulduğunda 100.000’i geçmiştir. Kütüphane, mevcut binanın yetersiz kalması sonucu 1983 yılında Kuzey Kampüs’teki yeni binasına taşınmıştır. Uzun yıllar kütüphane olarak hizmet vermiş olan Van Millingen Hall binası bugün Rektörlük ve yönetim ofisleri binası olarak hizmet vermekte olup en üst katındaki Rektörlük Toplantı Salonu raflarına yerleştirilmiş bazı eski sayılardan oluşan süreli yayınlarla önceki işlevinin hatırasını yaşatmaktadır.

1983 yılında tasarımını, Türkiye’de çağdaş mimarlığın önde gelen temsilcilerinden Sevinç ve Şandor Hadi’nin yaptıkları yeni ve özgün binasına taşınan kütüphane koleksiyonu, 1990 yılında 231.000’e, 1995 yılında 285.000’e ulaşmıştır. 1995 yılından itibaren kütüphanecilikle ilgili yazılım ve donanım konularındaki teknolojik gelişmeler takip edilerek uygulanmış, koleksiyonlar hızla zenginleşmiş, kütüphaneye yapılan kitap bağışları da çoğalmıştır. Hizmet kalitesi ve verimlilik artışıyla birlikte 2004 yılına gelindiğinde koleksiyon 452.000’e ulaşmıştır. 1999 yılında Aptullah Kuran adı verilen kütüphane binası, yeni koleksiyonların kurulması, kitap ve okuyucu sayısındaki artış nedeniyle yetersiz kalmaya başlamıştır.

Konularındaki en yeni kitapları öğretim üyelerinin katkılarıyla hızlı bir şekilde koleksiyonuna kazandırarak güncelliğini koruyan kütüphane, Nadir Eserler Koleksiyonunda yer alan 16. yüzyıldan 20. yüzyıla kadar sayısı yirmi bini aşan değerli matbu eserleriyle geçmişi de en iyi şekilde muhafaza etmeye çalışmaktadır. Türkler hakkında Batıda yazılmış önemli eserlerle birlikte Müteferrika baskılarının da yer aldığı bu koleksiyonun önemli bir özelliği de saklanan kitaplardan değil, açık raflarda okuyucuya uzun yıllar hizmet etmiş kitaplardan oluşmasıdır. Nadir eserler dışında tüm koleksiyonlarda uygulanan açık raf sistemi okuyucunun ilgilendiği konulardaki tüm eserleri bir arada görmesini sağlamaktadır. Türkiye ve çevresindeki ülkeler hakkında yazılmış 100.000’den fazla kitaba sahip olan Yakın Doğu Bölümü uzun yıllardan beri dikkatle oluşturulmuştir. Osmanlı dünyası ve halklarının tarihi, kültürü, dil ve edebiyatı hakkında yazılmış eserleri barındıran bu çok özel koleksiyonun benzeri ülkemizde yoktur. Ayrıca 2.500 cilt kitaptan oluşan ABD Tarihi Dokümanları Koleksiyonu 18. yüzyıla kadar uzanan nadir eserleriyle dikkat çekmekte olup Türkiye’de benzeri olmayan diğer bir koleksiyondur.

Kitap ve dergilerde kullanımdan kaynaklanan yıpranmalar, Cilt ve Restorasyon Atölyesinde onarılmakta, mevcut olan veya koleksiyona yeni katılan kitaplar, özel olarak tasarlanmış makinaların yardımıyla ve ciltcilikte ilk defa uygulanan yöntemlerle koruma altına alınmaktadır. Görme engelli öğrencilerimiz için Türkiyedeki en zengin Braille koleksiyonuna sahip olan kütüphane, teknik alt yapısıyla da engelli öğrencilerimizi desteklemektedir.

Bugün 9 ayrı koleksiyon barındıran kütüphanenin, mevcut materyallerinin okuyuculara en iyi şekilde ulaşması için kullanılan donanım ve yazılımlardaki gelişmeler yakından takip edilmektedir. Elektronik yayınlar, uluslararası indeksler ve kütüphane yazılımı uygulamalarında Türkiye’de öncü olan kütüphane bu başarısını tüm üniversite çalışanlarının ve kütüphane dostlarının gönülden desteğine ve daimi ilgisine borçludur.

Kütüphanemiz, TDV İslâm Ansiklopedisi’nin hazırlanması sırasında ihtiyaç duyulacak yayınları toplamak ve bunları ilim âleminin istifadesine sunmak amacı ile 1984 yılında kurulmuştur. Gerek TDV İslâm Ansiklopedisi’nin gerekse diğer araştırma ve yayın faaliyetlerinin süratli ve sağlıklı bir şekilde yürütülebilmesi için modern yöntemlerle çalışan kütüphanede İslâm kültürü, tarihi ve medeniyeti ile ilgili yayımlanan kitap ve süreli yayınlar düzenli takip edilerek araştırmacıların hizmetine sunulmaktadır. Ayrıca yaklaşık 20.000 doküman dosyasından oluşan geniş bir dokümantasyon birimi de oluşturulmuştur. Zamanla İslâmiyat sahasının dışına taşarak Türk tarihi, kültürü ve edebiyatı başta olmak üzere sosyal bilimlerin birçok alanında da zenginleşen kütüphane, aralarında Ziyad Ebüzziya, Orhan Şaik Gökyay, Nejat Göyünç, Hilmi Oflaz, Nihat M. Çetin, Yavuz Argıt, Albert Hourani, Jacques Waardenburg, Kemal Beydilli, Kasım Küfrevi, Nuhoğlu Ailesi, Kathleen R. F. Burril, İlber Ortaylı, Fethi Gemuhluoğlu, Suphi Saatçi, Turgut Akpınar, Baykan Sezer, Mahmut Şakiroğlu, Melda Özata, Nihat Keklik ve Bilge Seyidoğlu, Cahit Öztelli, Ömer Sezgin, Mehmet Zeki Aydın, Stanford Shaw/Ezel Kural Shaw ve Oluş Arık/Rüçhan Arık, İnci Enginün, Aynur Durukan, Asım Gültekin, Timur Kocaoğlu’ nun da bulunduğu bir çok özel koleksiyon ile Yusuf İzzeddin Efendi, Hüseyin Hilmi Paşa, Kemal Batanay, Muhammed b. Tâvît et-Tancî, Cüneyd Kosal ve Halil Sahillioğlu arşivleri de bünyesinde yer almaktadır.

Günümüze kadar yapılan araştırmalara göre Fatih Medrese’nin öğretime açılış yılı (1470) İstanbul Üniversitesi’nin başlangıcı sayılır. Fatih Külliyesi kuruluncaya kadar kilise ve manastırlardan dönüştürülen medreselerde geçici bir süre öğretim yapıldığından, buralarda kütüphane kurma girişiminde bulunulmamıştır. Fatih her iki kütüphaneye de kendi kütüphanesinden bazı kitaplar vakfetmiştir. Fatih Külliyesinin açılışında, ilk önce dört medresede kütüphane kurulmuştur. Bir süre sonra bu kütüphanelerde bulunan kitaplar Ayasofya ve Zeyrek medreselerinde bulunanlarla birlikte Fatih Camii içinde kurulan kütüphanede birleştirilmiştir. Fatih Külliye’sinin öğretime açılışı İstanbul Üniversitesi’nin başlangıcı sayıldığına göre bu dermeyi de İstanbul Üniversitesi’nin ilk dermesi olarak kabul edebiliriz.​

Tanzimatın ilanından sonra, eğitimde başlatılan çağdaşlaşma bağlamında, eğitim ve öğretim işlerini düzenlemek üzere, Mart 1845’te kurulan, Geçici Maarif Meclisi’nin hazırladığı raporda, İstanbul’a bir Darülfünun kurulması teklif edilmiştir. Nisan 1846’da Sultan Abdülmecid Darülfünün kurulmasını emretmiştir. Darülfünun içinde bir kütüphane kurulmuştur. Fakat 8 Eylül 1865’te çıkan Hoca Paşa yangınında ahşap konak tamamıyla yanmış ve böylece ilk Darülfünun kütüphanesi de yok olmuştur.

1869’da Maarif-i Umumiye Nizamnamesi yürürlüğe girmiştir. Bu nizamnamede kütüphane kurulmasıyla ilgili hükümler de yer almıştır. Şubat 1870’te açılan Darülfünun-i Osmani 1873’te tekrar kapanmıştır.

Cumhuriyet’in ilanından sonra 3 Mart 1924’te çıkartılan Tevhid-i Tedrisat kanunu ile tüm okullar, medreseler, kütüphaneler Maarif Vekaletine bağlanmıştır. Medrese-t-ül Kuzat (Kadı Okulu) binası kütüphane olarak kullanılmak üzere Darülfünun’a devredilmiştir.

1 Nisan 1923 tarih ve 493 sayılı yasa ile Darülfünun’a idari ve bilimsel özerklik tanınmıştır. O sırada Edebiyat Medresesi Dekanı İsmail Hakkı Baltacıoğlu Darülfünun Rektörlüğüne atanmıştır. Baltacıoğlu tüm medreselerdeki kitapları Kadı Okulu binasında toplayarak bir Darülfünun Umumi kütüphanesi kurmak istemiştir ve başvuru kitapları medreselerde bırakılmak üzere dermelerin bir arada toplanmasına karar verilmiştir.

Abdülhamid’in Yıldız Sarayı Kütüphanesindeki eserlerin Darülfünun’a devri için 1 Haziran 1924’te karar alınmış ve eserler devredilmiştir. Yıldız Sarayı Kütüphanesinin Darülfünun Kütüphanesine nakledilmesi mevcut dermeye müzelik değer taşıyan birçok yazma eserin kazandırılmasını sağlamıştır. Ve hazırlıkları biten Umumi Kütüphane 30 Kasım 1924’te yararlanmaya açılmıştır

31 Mayıs 1933’te İstanbul Darülfünun’nun ilgasına ve Maarif Vekaletince yeni bir üniversite kurulmasına dair kanun TBMM tarafından kabul edilmiştir. Ve 1 Ağustos 1933’te İstanbul Üniversitesi açılmıştır.

1934 yılında “Basma yazı ve resimleri derleme Kanunu” kapsamına İstanbul Üniversitesi Merkez kütüphanesi de dahil edilmiş ve bu tarihten itibaren İstanbul Üniversitesi Kütüphanesi sadece bir Üniversite Kütüphanesi olmaktan çıkarak aynı zamanda Ulusal Kütüphane niteliği kazanmıştır.

1985 yılında kütüphane halen kullanmakta olduğu binasına taşınmış ve hizmet vermeye başlamıştır. Kütüphanemiz dermesiyle yüzyılları, dilleri ve yazıları birbirine eklemeyi başaran en eski ve en büyük üniversite kütüphanesidir. 1982 yılında yürürlüğe giren 2547 sayılı Yüksek Öğretim Kanunuyla, İstanbul Üniversitesi Kütüphane ve Dokümantasyon Daire Başkanlığı adıyla, İstanbul Üniversitesi’nin fakülte, bölüm, enstitü ve araştırma merkezleri kütüphaneleriyle birlikte çalışmaya başlamıştır.